Duvar
posted by
,
on
,
Sanki günler geçtikçe yaşlanıyordu odamdaki eşyalar. O odanın içinde, bizi bir gün birbirimizden ayıracak olan olayın olmasını bekliyorduk sürekli. Hiç çaba sarf etmeden, yalnızca bekliyorduk. Ama beklemeye devam ettikçe hiç bir şey olmuyor gibiydi. Her gün birbirinin aynı, her saat bir öncekinin yansıması gibi gelip geçiyordu. Ömrümün yarısını, bana bir şeyler öğrettiğini düşünen insanlarla geçirdim, şimdi ise karşımda sadece bana bakan eski püskü bir duvar var, sanki bana öğütler veriyor üzerindeki soyulmuş boyalar ve rutubetli köşeleriyle. Benim zihnim ne kadar yıpratılmış ise, onun yüzeyi de zihnimden farksız değildi. Ama ikimizi de bu hale getirenler aynıydı.
Bazen karar veremiyorum, tekrar bilgisiz olarak görünüp insanların arasına karışmak mı, yoksa bildiğimi düşündüğüm her şeyi alıp, bu yaşlı duvarla bakışmaya devam etmek mi daha mutlu edecek beni? Sanırım, bunun cevabını asla alamayacağım. Çünkü hangi birini yapsam, ötekini çok özlüyorum. Duvarım süslü betimlemeler yapmama engel olsa da bana çok şey ifade ediyor. İnsanlar, ama insanlar, bana ne kadar betimleme yapacak malzemeyi verseler de bir anlam ifade etmiyorlar. Çünkü insanlar, duvarım kadar dürüst olmuyorlar asla, aldıkları yaraları, rutubetli köşelerini göstermiyorlar hiç. Bu yüzden tanıyamıyorum onları.
